Polimer kilin kökeni 1930’lara dayanır. Almanya’da Fimo markasıyla tanınan ilk ticari polimer kil, aslında çocuklara oyuncak yapmak için geliştirilmişti. Ancak kısa sürede sanatçılar ve tasarımcılar tarafından keşfedildi. Özellikle 70’li yıllardan itibaren sanatsal projelerde kullanılmaya başlandı ve zamanla kendi başına bir malzeme kategorisine dönüştü.
Bugün dünya çapında onlarca farklı marka ve yüzlerce renk çeşidiyle satılan polimer kil, YouTube ve Instagram gibi platformların da etkisiyle adeta bir “yaratıcı devrim” yaşadı. Sadece Avrupa ve Amerika’da değil, Türkiye'de de yüzlerce atölye, sanatçı ve marka bu malzeme etrafında şekillenmeye başladı.
Türkiye’de ise polimer kil ilk kez 2000’li yılların başında sınırlı renk ve bilgiyle kırtasiyelerin raflarında belirdi. Ne var ki, malzemeyle ilgili Türkçe kaynaklar çok azdı ve çoğumuz için bu “renkli hamur” sadece çocuklara hitap eden bir oyuncak gibiydi. Ancak 2010’lu yılların ortalarına geldiğimizde sosyal medya devreye girdi. Instagram’da hızla yayılan el yapımı takı paylaşımları, polimer kilin sanatsal ve yaratıcı yönünü tüm dünyaya ve elbette Türkiye’ye de tanıttı. Ben dahil, benim neslimden polimer kil ile çalışan tüm akranlarım, bu kısıtlı kaynaklar ile Amerika, Avustralya, Rusya ve İngiltere' de bu sanatla ilgilenip tecrübelerini paylaşan sanatçıların YouTube videolarını izleyerek bu günlere geldik. İnsanlar evlerinde, kendi yaratıcılıklarını konuşturarak birbirinden özgün işler üretmeye başladı.
Benim bu yolculuğa başlama nedenim de işte tam olarak burada devreye giriyor. 2013 yılında, uzun yıllar süren beyaz yaka hayatıma kendi isteğimle veda ettim. Aynı yıl, iç sesimi dinleyip yıllardır içimde büyüyen el emeğine duyduğum sevgiyi takip ederek polimer kil ile tanıştım. İlk başta sadece üretmek iyi hissettirdi. Sonra bu iyi his başkalarına da bulaşsın istedim. Bugün atölyemde sadece takılar üretmiyor, aynı zamanda başkalarının da bu yaratıcı süreci deneyimlemeleri için workshoplar düzenliyorum. Türkiye’de polimer kil bir hobi olmaktan çıkıp bir ifade biçimine dönüştüyse, ben de bu dönüşümün küçük ama tutkulu bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.